13 Şubat 2008 Çarşamba

Açık Öğretimliler yüksek lisans yapabilir mi?

“Açık öğretim lisans mezunları yüksek lisansa başvurma veya yüksek lisans yapma hakkına sahip mi?” öğrencilerin aklına takılan sorulardan biri. Konuyla ilgili düzenleme…

Açık Öğretimliler yüksek lisans yapabilir mi?Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 2.maddesine göre;“Yüksek lisans programına başvurabilmek için adayların bir lisans diplomasına sahip olmaları ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından merkezi olarak yapılan Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavından (ALES) başvurduğu programın puan türünde 55 standart puandan az olmamak koşuluyla ilgili senatoca belirlenecek ALES standart puanına sahip olmaları gerekir. Yüksek lisans programlarına öğrenci kabulünde, ALES puanı yanı sıra gerekirse, lisans not ortalaması ve mülakat sonucu da değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye ilişkin hususlar ile başvuru için adayların sağlaması gereken diğer belgeler (referans mektubu, neden yüksek lisans yapmak istediğini belirten kompozisyon, uluslararası standart sınavlar vb.) ve hangi düzeyde yabancı dil bilgisi gerektiği, ilgili senato tarafından düzenlenen yönetmelikle belirlenir…”

Bu maddede, yüksek lisansa başvurmak için gerekli koşullar açıkça belirtilmiştir. Yüksek lisansa başvurmak için lisans mezunu olma şartı vardır ancak yönetmelikten de açıkça anlaşılacağı üzere örgün veya uzaktan eğitim yapan fakültelerden mezun olma şartı yoktur.

Ayrıca 2547 sayılı kanunun 12.maddesindeki d ve fıkraları ile 43.maddenin c fıkrasına göre hazırlanan Açık Yükseköğretim yönetmeliğin 13.maddesinde "Açıköğretim öğrencileri ile aynı öğretim programına göre örgün öğretim öğrencileri arasında öğrenci hakları bakımından fark bulunmadığı gibi her iki yoldan mezun olanlar eşit hak ve yetkilere sahip olurlar." hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin bu maddesinden de anlaşılacağı gibi açıköğretim fakültesi mezunları yüksek lisans dahil diğer öğrencilerle aynı haklara sahiptirler.

Gerekli şartlar sağlandığında örgün öğretim mezunları gibi yüksek lisansa başvurma ve yüksek lisans yapma hakkına sahiptirler

4 Şubat 2008 Pazartesi

Üniversitelerde sadece yasakçı akademisyen yok



Başörtüsü yasağının kaldırılması amacıyla öğretim görevlileri cephesinden başlayan "Özgürlük Bildirisi"ne 5 günde bin 500'ün üzerinde imza atıldı. 110 üniversitede imza sayısının 5 bini bulmasının beklendiği bildiriliyor.

Son dönemde türban sorununun Anayasa'ya girmesi ve Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından yapılan sert açıklamalara karşın, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Dağı ile Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şaban Çalış öncülüğünde "Özgürlük Bildirisi" adı altında bir çalışma başlatıldı. Üniversitelerdeki başörtü yasağına karşı yayınlanan bildiride, her ülkede olduğu gibi üniversitelerde kılık kıyafet serbestliğinin hiçbir din, inanç, düşünce, ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmadan tanınması gerektiği belirtiliyor.

http://universitedeozgurluk.blogspot.com adlı sitede yayınlanan bildiriye şimdiye kadar bin 503 öğretim üyesi imza atarken, sayının 5 binin üzerine çıkması bekleniyor. Özgürlük Bildirisi öncülerinden Prof Dr. İhsan Dağı, hedef olarak bir sayı belirlemediklerini kaydederken, asıl amacın, üniversiteler arasında özgürlükçü düşünen öğretim görevlilerinin de olduğunu göstermek olduğunu ifade etti. Dağı, "Hedefimiz belli bir rakama ulaşmak değil. Şu anda bu rakam bin 500 olmasa 100 bile olsa aslında bir şeyleri göstermiş olurdu. Burada gösterilmek istenen üniversitelerde sadece yasakçı öğretim üyelerinin bulunmadığının gösterilmesidir. İnsanlar bu üniversitelerin özgür mekanlar olmasını istiyor. Bizler de buraların sadece bilimin tartışıldığı yerler olmasını istiyoruz" dedi.

- "AMACIMIZA ULAŞTIK"-

Özgürlük Bildirisi'ne atılan imzalar ile bazı rektörlerin "yasakçı tutumunun" üniversite tabanından destek görmediğini göstermeyi amaçladıklarını ifade eden Dağı, "Ve bu amacımıza ulaştık" dedi. Bildiriye imza atanlar arasından Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Levent Köker, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Nesin, ODTÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Nuri Yurdusev gibi isimler de bulunuyor. Şu anda 2007 yılında kurulan 17 üniversite ile beraber Türkiye'de 110 üniversite bulunuyor.

Mesut Parlak, rektör olunca eski fikirlerini unuttu


'Türbanlı öğrenciye hak ettiği notu vermeyiz.' sözleriyle gündeme gelen İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, eski rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'na karşı başörtülü öğrencileri savunmuştu.


1997 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne aday olan Parlak, gazeteci Yalçın Doğan'ın NTV'deki programında başörtüsü yasağına karşı çıkmıştı. Parlak, programda, başörtülü öğrencilere kimlik verilmesi ve derslere girmesinin engellenmemesi gerektiğini söylemişti.

Ali Nesin: Başörtüsü yasağı topluma hakarettir


04/02/2008

Üniversitelerde başörtüsü yasağını protesto eden öğretim üyelerine destek veren ve bildiriye imza atan Aziz Nesin'in oğlu Ali Nesin, Türkiye'nin yasaklar yüzünden tam anlamıyla laik olamayacağını dile getirdi.

Nesin, "Bu yasak, toplumun bir kesimine 'siz üniversiteye yakışmıyorsunuz' diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir." ifadelerini kullandı. Bildiriye imza attığı için kendisine gelen tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yapan Ali Nesin, 18 yaşını bitirip rüştünü ispatlamış birinin kılık kıyafetinden dolayı üniversiteye alınmamasının her şeyden önce etik bakımından yanlış olduğunu vurguladı. Nesin, "Kimsenin kimseyi düşüncesinden, inancından, giysisinden ve yaşam biçiminden dolayı üniversiteden men etmeye hakkı yoktur. Eğer yasaklarla Türkiye'nin daha laik olacağı düşünülüyorsa bu düşünce baştan aşağı yanlıştır." dedi. Yasağın toplumu gereksiz yere kamplara böldüğünü ifade eden Nesin, şöyle konuştu: "Bu yasak toplumun bir kesimine 'siz üniversiteye yakışmıyorsunuz' diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir. Bu yasak ne doğrudur, ne iyidir ne de güzeldir. Demokrasi, engebeli bir yoldur. Bu yolu yasaklarla düzleştirmeye çalışmak beyhude bir davranıştır." Nesin, oyuna gelenin kendisi olmadığını da belirterek, "Asıl oyuna gelenler gerçekte var olmayan ve artık trajikomediye dönüşen bu saçmasapan türban sorununu siyasetin ve hayatlarının merkezine oturtanlardır." ifadelerini kullandı. İstanbul, Zaman

Yasakçı rektörden fetva: Türban farz değil, kızlarımız bunu kaza saysın

Yasakçı rektörden fetva: Türban farz değil, kızlarımız bunu kaza saysın İstanbul, Zaman
04/02/2008

Türbana karşı bildiri hazırlayan rektörler, Habertürk Televizyonunda yayınlanan Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bu mağduriyeti nasıl aşmamız gerekiyor? Sorusuna başı örtmenin farz olmadığını iddia eden Prof. Dr. Nusret Aras, " Türban farz değil. İslam dininde kaza uygulaması var. Bu kızlarımız bunu bir kaza olarak saymalıdırlar." cevabını verdi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın ise üniversitesine Museviliğin sembolü olan 'kipa' ile girilmesinde hiçbir sorun olmayacağını belirtti.

Rektörler, derslere alınmayan başörtülü öğrencilerin başlarını açarak derslere girebileceklerini söyledi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın ise üniversitesine kipa ile girilmesinde bir sorun olmayacağını söyledi. Prof Akaydın, "Müslüman bir ülke olduğumuz için türban yasağını savunuyorum. "Ben Hristiyan bir ülkenin rektörü olsam uğraşmam bu işle." Diyen Akaydın, "Benim üniversiteme kipayla girsinler hiç sorun olmaz, Müslüman bir ülke olduğumuz için baskı oluşacak. Bunu da yanlış yere çekmesinler kipayla gelen yüzde 20 olsa onu da yasaklarım." Şeklinde konuştu. Prof. Dr. Aras, "İslam dininde kaza uygulaması var. Bu kızlarımız bunu bir kaza olarak saymalıdırlar. Bu bir farz değildir. Dünyada 1,5 milyar Müslüman var. Bunların birçoğu en temel farzlardan Hac vazifesini yapamıyor. Bu durumda bu kişiler Müslüman değil mi?" şeklinde konuştu. Üniversitelere hiç kimsenin dinsel kisveleriyle girmediğini iddia eden Aras, "Biz kimsenin dini inançlarına karşı değiliz. Ülkede Alevi vatandaşlar da var. 14 milyon civarında Alevi var. 500 bin öğrencinin Alevi olduğunu tespit ederseniz bunların dinsel simgeleriyle üniversiteye girmeleri doğru olur mu? Dinimizi yaşayacağız demek laikliğin ihlalinin kendisidir." iddiasında bulundu.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Dikey geçiş mağdurları çözüm bekliyor


İntibak sürecinde bir dersten kalarak okuldan atılan dikey geçiş mağdurları çıkış yolu arıyor.

Geçen ay Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlülüğe giren yönetmelik neticesinde, intibak sürecinde iki derse kadar zayıfı olan öğrencilere bir üst sınıfa geçme olanağı tanındı. Daha önce mağdur olan dikey geçiş mağdurları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) mağduriyetlerinin giderilmesi için talepte bulundu.Dikey geçiş mağdurları çözüm bekliyor

“Meslek Yüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 16 Aralık 2007 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlülüğe girdi. Önceki yönetmeliğe göre, üniversitelerin ön lisans programından lisans programlarına dikey geçiş yapan öğrenciler 1 yıl intibak sürecine sokuluyor ve bu süreçte öğrencinin hiçbir dersten kalmaması gerekiyordu. Yapılan yönetmelik değişikliği neticesinde, 2 derse kadar zayıfı bulunan öğrencilerin bir üst sınıfa geçmesi sağlandı. Buna karşın yönetmeliğin; yayımlandığı tarih itibariyle geçerli olması nedeniyle daha önce mağdur olan öğrenciler bu haktan yararlanamayacak. “www.af2007.com” isimli eğitim portalı aracılığıyla MEB ve YÖK’e başvuruda bulunan dikey geçiş mağdurları, mağduriyetlerinin giderilmesini istedi.

Yönetmelik değişikliği öncesi, intibak süresinde bir dersten kaldıkları için okuldan atılan dikey geçiş öğrencileri arasında, okul birincileri ve sağlık sorunları nedeniyle okula devam edemediklerini belirten öğrenciler de bulunuyor.