6 Haziran 2008 Cuma

Mahkeme CHP'nin talebine uydu, hukukcular isyanda

Köşk seçimlerindeki 367 kararıyla tartışma doğuran Anayasa Mahkemesi, hukukçuları ayağa kaldıran yeni bir karara imza attı. CHP'nin talebine uyarak, Meclis'in 411 oyla kabul ettiği anayasa değişikliğini şekil yerine esastan görüşen Yüksek Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla düzenlemeyi iptal etti.


Anayasa Mahkemesi, dün yeni bir tartışmalı karara imza attı. Anayasa'nın 14. maddesindeki açık hükme rağmen, şekille yetinmeyerek anayasa değişikliğini esastan inceleyen Yüksek Mahkeme, eğitim-öğretim eşitliğiyle ilgili düzenlemeyi iptal etti. CHP'nin talebini uygun bulan mahkeme, değişikliğin yürürlüğünü de durdurdu. Karar, alışılmışın dışında basın toplantısı yerine 3 satırlık yazılı bir açıklamayla duyuruldu. Borsa kapandıktan sonra gazetecilere verilen bildiride şöyle denildi: ''9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun 1. ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2., 4. ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur."

Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla verdiği kararda, ilk kez bir Anayasa değişikliğini esas yönünden iptal ederken, kendi içtihatlarına aykırı davrandı. Artık, Meclis'in çıkartacağı bütün anayasa değişiklikleri içerik denetimine tabi tutulabilecek. Meclis'in Anayasa değiştirmesi neredeyse imkansız hale geldi. Başkan Haşim Kılıç ile Sacit Adalı'nın muhalefet ettiği karar, AK Parti hakkındaki kapatma davasını da yakından ilgilendiriyor. İptal edilen düzenlemeler iddianamenin en önemli gerekçesini oluşturuyordu. Mahkeme çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Kılıç, "Verilen kararlar bir kısım insanımızı sevindireceği gibi bir kısım insanımızı da üzebilecektir. Bu, ülkede birliği, beraberliği ve birlikte yaşama azmini ortadan kaldırmamalı." dedi.


Anayasa Mahkemesi CHP'nin talebine uydu

Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde eğitim özgürlüğünün önündeki yasakları kaldıran Anayasa değişikliğini iptal etti. Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla verdiği kararda düzenlemenin yürürlüğünü de durdurdu. 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girmesinin ardından ilk kez bir Anayasa değişikliği esas yönünden iptal edilirken, Mahkeme kendi içtihatlarına aykırı davrandı. Kararın sonuçlarının, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki tartışmalı 367 kararından daha ağır olacağı belirtiliyor. Buna göre, Meclis'in çıkartacağı bütün anayasa değişiklikleri içerik (esas) denetimine tutularak, iptal edilebilecek.

10 ve 42. maddelerdeki değişikliği laiklikle ilgili 2. maddeye aykırı bulan Mahkeme, yasa koyucu gibi davranarak yetki alanını genişletti. Sadece, şekil yönünden denetleyebildiği anayasa değişikliklerini esas yönünden de denetleme yetkisini kendi kararıyla aldı. Mahkeme, bunu yaparken Anayasa'nın 4. maddesine dayandı. 'Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez' hükmüyle korunan 2. maddeyle ilgili teklif verilmesini 148. maddeyle düzenlenen 'şekil' şartlarına aykırılık saydı. Böylece, şekilden esas denetimine gitti. Karar, AK Parti hakkındaki kapatma davasını da yakından ilgilendiriyor. İddianamede, söz konusu anayasa değişikliği kapatma talebinin en önemli gerekçesini oluşturuyor.

Mahkeme üyeleri, dün sabah saatlerinde CHP ve DSP'nin anayasa değişikliklerinin 'iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması" istemiyle açtığı davayı neticelendirmek için toplandı. Türkiye'nin merakla beklediği karar 17.20'de geldi. Yaklaşık 8 saat süren toplantının ardından Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, teamüllerin aksine basının karşısına çıkmadı. Karar yazılı açıklamayla duyuruldu. Açıklamada, şöyle denildi: "9.9.2008 günlü, 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun 1 ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2, 4 ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur..."

Mahkeme, tartışmalı kararı 9'a 2 oyçokluğuyla verdi. Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ile üye Sacit Adalı karara muhalefet etti. Başkan Vekili Paksüt ile üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Zehra Ayla Perktaş, Necmi Özler, Serruh Kaleli, Serdar Özgüldür, Ahmet Akyalçın, Mehmet Erten ve Şevket Apalak, iptal yönünde oy kullandı. Bu üyelerin çoğu, eski Cumhurbaşkanı Sezer tarafından atanmıştı.

Mahkeme, Anayasa'nın 148. maddesinde anayasa değişikliklerinin denetimiyle ilgili 'teklif ve oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği' şeklinde sıralanan şekil denetiminin sınırlarını genişletti. Meclis'in bundan sonra çıkaracağı anayasa değişikliklerini değiştirilmesi teklif edilemeyecek 1., 2. ve 3. maddelere aykırı bularak iptal edebilecek. Mahkeme, anayasa değişikliğini 'cumhuriyet, toplum huzuru, adalet anlayışı, insan hakları, Atatürk milliyetçiliği, demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devleti' ilkelerine aykırılıktan iptal etmenin yolunu açtı. Son kararla Raportör Osman Can'ın 'Mahkemenin esasa giremeyeceği' yönündeki raporu da dikkate alınmadı.

Kılıç ve Adalı özgürlüğü savundu

Alınan bilgilere göre toplantıda, raportörün raporunun okunmasının ardından üyeler tek tek görüşlerini açıkladı. Anayasa değişikliğinin iptali yönünde oy kullanan üyeler, laiklik ilkesinin dolaylı şekilde zedelendiğini savundu. Düzenlemenin, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerle ilgili olduğunu ileri sürerek iptal yönünde oy kullandı. Karara muhalefet eden Kılıç ve Adalı ise, değişikliğin laiklik ilkesine aykırı olmadığını, eğitim ve öğrenim özgürlüğünü pekiştirdiğini ifade etti. İki üye Anayasa'nın 148. maddesinin anayasa değişikliklerinin şekil denetimi konusunda sınırlı yetki verdiğine de dikkat çekti.

Kararın dayandığı anayasa maddeleri

Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 4: Anayasa'nın 1'inci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3'üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Madde 148: Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.

411 oyla kabul edilmişti

Anayasa'nın 10. maddesinin 4. fıkrası değişti: Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.

Anayasa'nın 42. maddesinin 1 ve 2. fıkrası değişti, yeni fıkra eklendi: Kimse, kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebeple eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı ve kullanılmasının sınırları kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.

Meclis'e müdahale edildi

Muhsin Yazıcıoğlu (BBP Genel Başkanı): TBMM'nin yasama yetkisine müdahale edildi. Meclis'in irade koyuculuğu ortadan kaldırıldı. Laikliğin net tanımının yapılması ihtiyacı doğdu. TBMM'nin büyük çoğunlukla esasa ve iç tüzüğe uygun olarak aldığı bu kararın iptali ileride sıkıntılı bir ortamın doğmasına vesile olacaktır. Bu da ülke insanımızın vicdanında her zaman tartışmalı bir halde duracaktır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararını desteklemiyoruz.

Karar hukuk skandalıdır

Süleyman Soylu (DP Genel Başkanı): Mahkeme, kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullandı. Mahkeme'nin TBMM çoğunluğu tarafından kabul edilen bir anayasa değişikliğini esasa girerek iptal etmesi açıkça bir hukuk skandalıdır. TBMM ve AKP iktidarının yasama ve yürütme görevini devam ettirme imkanı kalmadı. Türkiye, bir sistem krizinin tam göbeğine oturmuştur. Sivil bir anayasa yapılmadığı sürece ülkemizin Batı standartlarında bir demokrasiye kavuşması mümkün değildir.

Özgürlüklerin önü kapandı

Erkan Mumcu (Anavatan Genel Başkanı): Ağır bir karar. Bundan sonra demokrasi ve hukuk devleti kavramlarının uyumlu bir anlayış içinde kavranması mümkün olmayacak. Bu kararla hak ve özgürlük alanlarının genişletilmesi ve siyasal sistemin reforme edilmesine yönelik girişimlerin de önü kapanmıştır. Mahkemeden üniversitelerdeki kılık kıyafet düzenlemesini 'devletin laik karakterine aykırı bir girişim' gibi görmemesini beklerdim. Bir hukukçu olarak bu kararın doğruluğunu savunamam.

[HUKUKÇULAR İSYANDA]

Mahkeme zarar görecek

Prof. Dr. Ergun Özbudun (Anayasa hukukçusu): Anayasa Mahkemesi, anayasal ilkelerini aştı. Şekil değil apaçık bir esas incelemesi yaptı. Anayasa'nın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullandı. Bu, yetki gasbıdır. Yüce Mahkeme'nin menfaatlerine zarar verecektir. Bundan sonra hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. Mahkeme, iktidarı kendine tevdi etmiştir. Hiçbir demokratik ülkede örneği yok.

Vahim karar, sınır aşıldı

Prof. Dr. Levent Köker (Anayasa hukukçusu): Mahkeme çok vahim bir karar aldı ve sınırını tamamen aştı. Başörtüsünü değil, kanun önündeki eşitliği ve hiç kimsenin eğitim hakkının engellenemeyeceğini öngören özgürlükçü düzenlemeleri reddetti. Ayrıca, sadece şekil yönünden denetleyebileceği bir değişikliği, içerik yönünden de denetleyerek sakat bir durum oluşturdu.

Meclis, kararı yok sayabilir

Doç. Dr. Mustafa Şentop (Hukukçu): Mahkeme, kendi meşruiyetini çiğnedi. Türkiye'nin en önemli hukukî sorunu haline geldi. Mahkemenin kararlarını denetleyen bir organ yok. Meclis, bu kararı yok sayıp mevcut değişikliği uygulamaya devam edebilir. Mahkeme hükümetin düşmesine karar verse, Resmi Gazete'de yayımlasa bu geçerli mi olacak? Geçerli olmayacak. Çünkü mahkemeye böyle bir yetki verilmemiş. Bu nedenle karar yok hükmündedir.

367 kararını çağrıştırıyor

Doç. Dr. Serap Yazıcı (Anayasa hukukçusu): Hukukî değil siyasî bir karar alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, siyasî bir organ değildir. Üzüntü ile karşıladım. 367 kararını çağrıştırıyor. Anayasa'nın tüm hükümleri değiştirilebilir. Bunun istisnası ilk 3 maddedir. Bunu genişletmek suretiyle yorumladığımız zaman, çok tuhaf bir tablo ortaya çıkar. Çünkü Anayasa'nın her hükmü dolaylı bir biçimde ikinci maddedeki kavramlarla ilişkilendirilebilir. Bu mantığı kabul edersek tali kurucu iktidar hiçbir biçimde anayasayı değiştiremez.

Hukukçu mantığıma sığmıyor

Prof. Dr. Hasan Tunç (Anayasa hukukçusu): Bu kararı anayasa hukukçusu olarak mantığıma sığdıramıyorum. Raportörün görüşü doğrultusunda karar verilmesini bekliyordum. Peki AK Parti'ye açılan kapatma davası nasıl etkilenir? İddianamede ortaya konulan gerekçelerin önemli bir kısmı başörtüsüne yönelik. Başbakan ve AK Parti temsilcilerinin söz ve demeçleri delil olarak gösterilmiş. Bu kararla kapatmaya hukukî bir dayanak bulundu.

Karar, halkı ikiye böldü

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu (Sabancı Üniversitesi): Mahkeme verdiği kararlarla siyasetin içindeydi. Şimdi yeni bir adım attı; başörtüsünün laiklikle bağlantılı olduğuna hükmetti. Başörtüsünde iç hukukta gelinebilecek son noktaya geldik. Ama tartışmalar bitmeyecektir. Siyaseten gündemden düşmez. Halk çok ciddi bir şekilde ikiye bölündü. Başörtüsünün tehdit unsuru olduğunu düşünen bir kesim ile kararın özgürlükleri kısıtladığı düşüncesinde olan bir kesim doğdu.

Yargıçlar devletine gidiyoruz

Murat Yılmaz (Siyaset bilimci): Yargıçlar devletine doğru bir yürüyüş var. Mahkemenin hukuk dışına çıkarak siyaset yapmaya başladığı bir sürecin içinden geçiyoruz. Bu karar önemli bir kırılmaya işaret ediyor. İçtihat kapıları kapatılıyor. Bu durum Osmanlı'da 'gerilemenin sebebi' olarak gösterilmişti.

Yargı, özgürlükleri tehdit ediyor

Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Barosu Başkanı): Anayasa'ya uygun değil. Mahkeme, anayasa değişikliğini esas yönden inceleyemez. Bu noktada yapılacak iş Meclis'in mahkemenin yetkilerini değiştirerek daha açık yazmasıdır. Türkiye'de yargı özgürlüklerin güvencesi değil. Özgürlükleri sınırlayan ve tehdit eden bir kurum haline geldi.

Yetkinin kaynağı ne?

Kamil Yaralı (Hukukçular Derneği Başkanı): Mahkeme, yetki ve meşruiyetini Anayasa'dan aldığını söylüyordu. Bu kararla Anayasa'yı da çiğnediler. Mahkeme Anayasa ile bağlı olmadığını ilan etmiştir. Mahkeme'yi bağlayan hiçbir metin kalmamıştır. Yetkisini Anayasa'dan almıyorsa nereden aldığını açıklamalı.

Yasama yetkisi gasp edildi

Taha Akyol (Milliyet Gazetesi): Hukuka ve Anayasa'ya aykırı bir karar. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini esastan inceleyemez. Yeni koşullar getiremez. Sadece şekil yönünden inceler, bunun dışında bir inceleme yapamaz. Bundan sonra yasama faaliyeti yapılması imkansızlaşmıştır. Parlamento'nun yasama yetkisi gasp edilmiştir.

Sonunda hepimiz kaybedeceğiz

Mehmet Altan (Star Gazetesi): AK Parti'nin kapatılması sürecinin başladığını görüyorum. Bir senaryo sahibi var ve onu uygulatıyor. Bunun Türkiye'ye ne yararı olacak? Hepimiz sonunda kaybeden haline gelebiliriz. AK Parti de yanlışlıklar yaptı. Temel haklar için adım atması gerektiğini söyledik.


Süreci Bahçeli başlattı

7 Mart 1989: Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü serbest bırakan yasayı iptal etti.

25 Ekim 1990: Yükseköğretim Yasası'na 'Kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.' ifadesi eklendi.

14 Temmuz 1992: Mehmet Sağlam YÖK başkanı oldu. Sağlam, 3 yıllık görevi boyunca bu yasaya dayanarak üniversitelerde başörtüsü yasağını uygulamadı.

6 Aralık 1995: YÖK Başkanlığı'na Kemal Gürüz getirildi. 1989'daki Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna dayanarak katı bir yasak uyguladı.

8 Haziran 2007: Başbakan Erdoğan, Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan anayasa taslağı hazırlamasını istedi.

28 Ağustos 2007: 6 kişilik heyet, hazırladıkları taslağı AK Parti'ye teslim etti. Başörtüsü yasağı konusunda iki alternatif sunuldu. İlkinde 'Hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı öğreniminden mahrum bırakılamaz.', diğerinde 'Yükseköğrenimde kılık kıyafet konusunda herkes serbesttir.' denildi.

17 Eylül 2007: AK Parti kurmayları ve bilim heyeti, Sapanca'da yapılan 3 günlük toplantıda anayasa taslağına son şeklini verdi. Başörtüsüyle ilgili maddede birinci ifade tercih edildi.

13 Aralık 2007: MHP lideri Bahçeli, Anayasa'nın 10. maddesinde değişiklik yapılarak sorunun çözümünü istedi.

14 Ocak 2008: Başbakan, İspanya'da "Velev ki simge olarak taktığını düşünün. Bunu suç kabul edebilir misiniz?" dedi.

15 Ocak 2008: Başbakan'ın İspanya'daki açıklamalarını grup toplantısında değerlendiren Bahçeli, başörtüsü sorununun toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğini vurguladı.

16 Ocak 2008: Erdoğan, İspanya dönüşünde muhalefete şu çağrıyı yaptı: "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. MHP ben varım diyor. CHP yoksa yok."

17 Ocak 2008: MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı açıklama yaparak partisinin teklifini ortaya koydu.

23 Ocak 2008: AK Parti, MHP'ye kendi teklifini iletti.

24 Ocak 2008: Ortak noktada buluşan parti kurmayları, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesinde uzlaştı.

25 Ocak 2008: Yapılması düşünülen ikinci zirve, 'kılık kıyafet' ibaresinin doğurduğu endişeler yüzünden ertelendi.

28 Ocak 2008: İki partinin kurmayları yeniden bir araya geldi. Yoğun görüşme trafiğinin ardından mutabakata varıldı.

9 Şubat 2008: Yasak, 411 milletvekilinin, yani Meclis'in yüzde 80'inin desteğiyle kabul edildi.

27 Şubat 2008: CHP, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusunda bulundu. Değişikliğin 'yok sayılması'nı ve 'yürürlüğünün durdurulması'nı istedi.

11 Mart 2008: Danıştay 8. Dairesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversite rektörlerine gönderdiği 'başörtüsü serbest' yazısını genelge olarak tanımlayıp yürütmesini durdurdu.

30 Nisan 2008 Çarşamba

ÖSS ye İngiliz modeli geliyor


YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS'de yapılacak değişiklikle ilgili olarak çalışma yapıldığını bildirirken, "İngiliz Modeli" üzerinde düşünüldüğünü ifade etti. Özcan, "İngiliz modeli güzel bir model. Ben de beğeniyorum. İnsanların beş altı konudan imtihana girmesi, oradan aldıkları 3 alanda puanla üniversiteye müracaat etmesi hoş bir şey. Çocuklara o kadar hamallık ettirmek değmez gibi geliyor. 3 saat içinde kaderlerini belirlemek doğru değil" dedi. Çalışmaları ÖSS sınavından önce bitirmek istediklerini söyleyen Özcan, çalışmaların hızlı bir şekilde bitirildiğini, konu ile ilgili her gün rapor aldığını belirtti.

Özcan, meslek liseleriyle ilgili çalışmanın da "çok iyi" gittiğini söyleyerek, meslek yüksek okullarının statüsünü arttırmak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti. Teknik okullarla ilgili olarak da çalışma olduğunu söyleyen Özcan, "Onları da Avrupa'da olan teknolojik fakültelere çevirmek istiyoruz. Bu ikisi yapılırsa Türkiye'nin ihtiyacı olan insan gücü çok rahat karşılanabilecek" dedi.

14 Nisan 2008 Pazartesi

İstanbul'un Riskli Okullarının Listesi

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan İstanbul Şiddeti Önleme ve Azaltma Komisyonu, aylar süren çalışma sonunda bir rapor hazırladı. Yalnızca 85 okul güvenli bulundu.

Komisyonun hazırladığı rapora göre, okullardaki şiddet ve uyuşturucu sorunu velileri ciddi şekilde endişelendiriyor. İstanbul'daki 2 bin 300 okuldan sadece 26'sı güvenli bulundu. Komisyonun hazırladığı 21 soruluk ankette velilerden yüzde 90'ı çocuklarının okula geliş-gidiş güzergahlarını güvenli bulmadıkları ve okul çevresinde çocukları kötü alışkanlıklara iten uyuşturucu madde satıcısı insanlar olduğu fikrinde birleşti.

ÖZEL VE DEVLET OKULU

Komisyon raporuna göre, İstanbul'un tüm ilçelerinde güvenlik risk oranı yüzde 45'i geçen en az 1 okul tespit edilirken risk oranı yüzde 94,3'e kadar çıkan anaokullarına bile rastlandı. İstanbul'daki en güvenilir okullar sıralamasında ise sıfır risk puanıyla, devlet okulları ve özel okullar yarıştı. Risk puanı 40'a kadar olan okullar güvenli bulundu ve 85 okul en güvenilir okullar arasına girdi.


İşte riskli okullar

Adalar Hüseyin Rahmi Gürpınar Çok Programlı Lisesi,

Avcılar Milli Eğitim Vakfı Nihat Çandarlı İÖO,

Bağcılar Aşkaleli İbrahim Polat Lisesi,

Bahçelievler Dede Korkut A. Lisesi,

Bakırköy Hamdi Akverdi İÖO,

Bayrampaşa Yahya Kemal İÖO,

Beşiktaş Ortaköy Hayat İÖO,

Beykoz Soğuksu İÖO,

Beyoğlu İstiklal İÖO,

Çatalca Ovayenice Örfi Çetinkaya İÖO,

Eminönü Tevfik Kut İÖO,

Esenler Atışalanı Lisesi,

Eyüp Esentepe İÖO,

Fatih Çapa İÖO,

GOP Örfi Çetinkaya A. Teknik Lisesi,

Kadıköy Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi,

Kağıthane Yaşar Doğu İÖO,

Kartal Şehit Öğretmen H. Ağırman End.Mesl. Lisesi,

Küçükçekmece Bezirganbahçe İÖO,

Maltepe Ertuğrul Gazi Lisesi,

Pendik Erol Türkeri İÖO,

Sarıyer Yeniköy İÖO,

Silivri Şakire Sadi Obdan İÖO,

Sultanbeyli Mevlana İÖO,

Şile İMKB 50.Yıl Lisesi,

Şişli Ahi Evren Ticaret Meslek Lisesi,

Tuzla Barış Manço İÖO,

Ümraniye İnanç Türkeş İÖO,

Üsküdar Mustafa Noyan İÖO.

8 Nisan 2008 Salı

Üniversiteleri Kim Karıştırıyor


Herkesin ortak endişesi ama ısrarla üniversiteler karıştırılmak isteniyor. Son haftalarda artan gerilimle karıştırilan üniversiteler ve çıkan olaylar.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ: Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde, 25 Mart'ta çıkan olaylarda 4'ü polis 5 kişi yaralandı. Olayın, sol görüşlü B.E.'nin, sağ görüşlü M.T.'nin kız arkadaşına tacizi üzerine çıktığı öne sürüldü, eğitime ara verildi. Üniversite etrafında 200 çevik kuvvet polisi ve iki panzer bekletiliyor.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ: Edebiyat Fakültesi'nde Mahir Çayan'ı anmak için 2 Nisan'da etkinlik düzenleyen sol görüşlü öğrencilerle sağ görüşlü öğrenciler, Beyazıt Kampusu önünde birbirlerine girdi. Çok sayıda öğrenci hafif yaralandı, 10'u kız 26 öğrenci gözaltına alındı. 26 Aralık 2007'de TKP'lİ öğrencilerle, 'İslamcı Gençlik' olarak tanınan grup arasında Fethullah Gülen kavgası çıktı. Üç öğrenci yaralandı, 30 öğrenci gözaltına aldı.

ABANT İZZET BAYSAL: 1 Nisan'da, ülkücü grubun lideri Bahadır Darı ile eski lider Yetiş Sarımsakçı arasındaki tartışma kavgaya dönüştü. Serdar Kökavşar ile Hazım Şeminer tabancayla, Yetiş Sarımsakçı bıçakla yaraland. 3'er kurşun isabet eden Kökavşar ile Şeminer, yaşam mücadelesi veriyor.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ: 10 Mart günü sağ görüşlü öğrenciler, sol görüşlü öğrencilere saldırdı. Saldırıyı protesto etmek için üniversitede toplanan 150 sol görüşlü öğrenci yürüyüş yaptı. Kendilerine engel olmak isteyen jandarmayla tartışan öğrenciler, ellerine aldıkları taşları yurt binası ve askerlere attı.

MUĞLA ÜNİVERSİTESİ: Doğulu öğrencilerle ülkücü gençler arasındaki gerilim 7 yıldır sürüyor. Bugüne kadar bıçaklı sopalı kavgalarda 16 öğrenci yaralandı. Polis ve jandarma yüzlerce öğrenciyi gözaltına aldı. Üniversite yönetimi ise okulda kargaşa ve kavga ortamı yaratan 64 öğrenci hakkında disiplin cezası verdi. Bunlardan 18'i okuldan uzaklaştırıldı.

24 Mart 2008 Pazartesi

OKS ve SBS resmen değiştiler

OKS'nin gelecek yıldan itibaren kaldırılması ve yerine Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) getirilmesi ile ilgili Yönetmelik değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı

 OKS  ve SBS resmen değiştiler Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nın (OKS) gelecek yıldan itibaren kaldırılması ve yerine Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) getirilmesi ile ilgili Yönetmelik değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ile Anadolu İmam-Hatip Liseleri yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişiklik ile söz konusu yönetmeliklere “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Yönergesini ifade ederö kısmı eklenerek, bu okulların OKS’ye dahil olması sağlandı. Yönetmeliklerin eklerinde yer alan “Öğrenci Nakline Esas Durum Belgesiönde de değişiklik yapılırken, belgeye, Birinci Yabancı Dili, İkinci Yabancı Dili, Hazırlık Sınıf Okuyup Okumadığı, Sınıf Tekrarı Yapıp Yapmadığı, Disiplin Cezası Alıp Almadığı, Öğrencinin Okula Yerleşmesinde Esas Alınan Puanı gibi soruların yanıtlanması istendi.

ANADOLU LİSELERİ’NE SEVİYE TESPİT SINAVI

Anadolu Liseleri Yönetmeliği’nin ”kontenjan tespiti” başlıklı 4. maddesinde sıralanan kontenjan nedenleri arasına seviye tespit sınavı ile sınıf tekrarı da eklendi. Ayrıca Anadolu Liseleri’ne nakil konusunda da yeni düzenleme getirilirken, “Bu okullar arasında öğrenci nakilleri; açık kontenjan bulunması, öğrencinin yerleştirmeye esas puanının, naklen gitmek istediği okulun kendi sınıf seviyesindeki öğrenciler için uygulanan yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması ve puan üstünlüğü esaslarına göre yapılır. Naklen gidilmek istenilen yerleşim birimindeki okul/okullarda birinci yabancı dil farklı ise nakiller, puan üstünlüğü ve açık kontenjan esaslarına bağlı olarak velilerinin yazılı isteği doğrultusunda birinci yabancı dil değişikliği yapılarak gerçekleştirilir. Nakli gerçekleşen öğrencinin değiştirilen yabancı dildeki seviyesi belirlenir.
Okul yönetimi, öğrenci velisi ile işbirliği yaparak 31/5/2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde gerekli tedbirleri alır ve uygularö ibaresi eklendi. Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde yer alan ”giriş puanı” ibareleri de ”esas taban puan” şeklinde değiştirildi.

Fen Liseleri Yönetmeliği’nin “Bu okullarda öğrenim görmek isteyen ilköğretim 8’inci sınıfta öğrenim görmekte olan öğrencilerden; 6’ncı, 7’nci sınıflarda Türkçe, matematik ve fen bilgisi derslerinin her birinin yıl sonu notu en az 4 (Dört) olanlar başvurabilirö ibaresi bulunan 9’uncu maddesi, “Yönergede belirlenen usul ve esaslar ilgili kılavuz/kılavuzlardaki açıklamalar doğrultusunda yerleştirmeye esas puana göre tercihte bulunurlar. İlgili mevzuata göre yurdumuzda öğrenim görme şartlarını taşıyan yabancı uyruklu öğrenciler hakkında da diğer öğrenciler gibi işlem yapılırö olarak değiştirildi.

Sosyal Bilimler Lisesi Yönetmeliği’nde ise “Hazırlık Sınıfından Dokuzuncu Sınıfa Geçişiö düzenleyen madde “Hazırlık sınıfı öğrencileri; aynı okulun 9’uncu sınıfına veya nakil şartlarını taşımaları halinde hazırlık sınıfı bulunmayan diğer okulların 9’uncu sınıflarına 8/12/2004 tarihli ve 25664 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği hükümlerine göre geçiş yaparlarö olarak değiştirildi

ANKA

20 Mart 2008 Perşembe

Netlerinizi artırmanın püf noktaları

Sınav stresi dengede tutulduğunda başarıya ulaştırır. Takvim yaklaşırken, ÖSS'ye hazırlık sürecinde netlerinizin artmasını istiyorsanız, aşağıdaki püf noktalarına dikkat etmelisiniz

Öncelikle hedefinizi belirleyin. Ve hedefinizdeki bölümü kazanmak için ÖSS'de yaklaşık kaç net yapmanız gerektiğini öğrenin. Böylece çalışmalarınız "sonuca yönelik" olacaktır.

*Sayısalcılar öncelikle Mat-1 ve Fen-1 konularına çalışmalı, sonra Mat-2 ve Fen-2 konularına geçmeli. TM'ciler Mat-1 ve Ed-Sos konularını halletmeden Fen-1 ve Mat-2'ye aşırı yüklenmemeli. Sözelciler ise sözel dersleri halletmeden Fen-1 ve Mat-1'de yoğunlaşmamalı.

*Konulara yarım yamalak çalışmamalısınız. Örneğin, 6 konuya yarım yamalak çalışmaktansa 3 konuya derinlemesine çalışmanız daha mantıklıdır. Bir konuya ilişkin çıkan soruların yaklaşık yüzde 70-80'ini doğru çözebiliyorsanız, o konuyu kavramışsınız demektir.

*Özellikle zor olan konulara çalışırken, tıkandığınız noktada "kendim halledeceğim" diye ısrar etmeyin ve öğretmenlerinizden yardım alın. Öğretmenlerinizin göstereceği bazı püf noktaları size bir ufuk kazandıracaktır. Aksi takdirde ciddi manada zaman ve motivasyon kaybınız olabilir.

*Herhangi bir derse veya konuya karşı önyargılı olmayın. "Bu zor bir konu. Çalışsam da yapamam" demeyin.

*Farklı kaynaklardan bol soru çözmelisiniz. Yanlış cevapladığınız soruları da mutlaka öğretmenlerinize sormalısınız.

*Belirli aralıklarla ÖSS deneme sınavları çözmelisiniz. Fakat "deneme kolik" olmamaya özen göstermelisiniz. Zira konu eksiğiniz çok olduğu halde sürekli deneme sınavı çözmeniz, size ciddi bir katkı sağlamayacaktır.

*Mayıs ayının sonuna kadar konularınızı bitirmeyi hedeflemelisiniz. Unutmayın ki "her bitiremediğiniz konu", ÖSS'de sizin için stres sebebi olacaktır.

zaman